Kanıt seviyesi neden her şeyin merkezinde?
Bir peptidin popüler olması, işe yaradığı anlamına gelmez. Kanıtlanmış, teorik ve preklinik ayrımı neden bu kadar önemli.
Peptit dünyasının en büyük sorunu, popülerlik ile kanıtın karıştırılması. Bir bileşik sosyal medyada ne kadar konuşulursa konuşulsun, arkasındaki veri seviyesi değişmez.
Üç kademe kullanıyoruz. Klinik kanıt: insan çalışmalarıyla desteklenen moleküller. Mekanistik: mekanizması iyi tanımlı ama geniş insan verisi olmayan bileşikler. Preklinik: kanıtı büyük ölçüde hayvan çalışmalarına dayanan, deneysel seviyedekiler.
Bu ayrımı asla bulandırmayız. Preklinik bir bileşiği klinik kanıtlıymış gibi sunmak, en yaygın ve en tehlikeli yanıltma. Bizim işimiz tam tersini yapmak.
Üç kademe arasındaki mesafe sanıldığından büyük. Hayvan modelinde çalışan bir molekülün insanda da çalışma olasılığı, sektörde konuşulduğu kadar yüksek değil. İlaç geliştirmede prekliniği geçen adayların çoğu insan çalışmalarında beklentiyi karşılayamaz. Bu bir başarısızlık hikâyesi değil, sürecin nasıl işlediğinin tanımı: preklinik aşama zaten elemek için vardır.
Neden bu kadar sık yanlış anlaşılıyor? Çünkü kanıtın dili ile pazarlamanın dili birbirine çok benziyor. Bir hayvan çalışmasında görülen etki, cümlenin başına uygun bir sıfat eklendiğinde insanda kanıtlanmış gibi okunabiliyor. Sık kullanılan iki kalıp var: bir molekülün hangi mekanizmayla çalıştığını anlatmak ile o mekanizmanın insanda işe yaradığını göstermek. Birincisi kolaydır ve genellikle doğrudur; ikincisi pahalıdır ve çoğu zaman yapılmamıştır.
Okurken işe yarayan birkaç soru var. Çalışma insanda mı yapılmış, hayvanda mı? Karşılaştırma grubu var mı, yoksa yalnızca kullananların sonuçları mı bildirilmiş? Katılımcı sayısı kaç? Sonuç hakemli bir dergide mi yayımlanmış, yoksa bir ürün sayfasında mı duruyor? Bu dört sorunun cevabı, bir iddianın hangi kademede olduğunu neredeyse her zaman belli eder.
Kütüphanedeki her bileşiğin kaydında bu kademe açıkça yazılıdır ve kademe, ürünün satılıp satılmadığından bağımsızdır. Kataloğumuzda bulunan bir bileşiğin preklinik olarak etiketlenmesi bir çelişki değil, bilerek yapılan bir tercihtir: satışa sunulan şeyin ne olduğunu ve ne olmadığını aynı yerde yazmak.
Şeffaflık burada bir pazarlama sözü değil. Hangi bileşiğin nerede durduğunu bilmek, doğru kararın ilk şartı.
Bir iddianın laboratuvardan ürün sayfasına kadar nasıl yol aldığını görmek, bu ayrımı akılda tutmayı kolaylaştırıyor. Yolun başında genellikle dürüst bir cümle vardır: bir hücre kültüründe belirli bir yolağın etkilendiği gözlendi. Bir sonraki adımda bu cümlenin başına o yolağın vücutta neyle ilişkili olduğu eklenir; hâlâ teknik olarak yanlış bir şey yoktur. Üçüncü adımda ilişkilendirilen sonuç öne çıkar ve gözlemin nerede yapıldığı arka plana düşer. Dördüncü adımda cümle artık molekülün o sonucu verdiğini söylemektedir. Hiçbir aşamada açık bir yalan söylenmemiştir, ama varılan yer ilk cümlenin söylediğinden çok uzaktır.
En çok tekrarlanan kalıp, çalışmalar gösteriyor ki diye başlayan cümle. Bu kalıbın gücü, hangi çalışma sorusunu sormayı zorlaştırmasından geliyor; çoğul kullanıldığı için arkasında bir literatür varmış izlenimi verir. Pratikte tek bir çalışmaya, bazen de hiçbir çalışmaya dayanabilir. Aynı şey bilimsel olarak kanıtlanmış ifadesi için de geçerli: kanıt bir anahtar değil, bir derecedir ve derecesini söylemeyen bir cümle bilgi taşımaz.
Kişisel deneyim anlatıları bu alanda özellikle ikna edici görünür ve bunun bir nedeni var: somutturlar. Bir kişinin ne kullandığını, ne hissettiğini ve ne kadar sürede değiştiğini anlatan bir metin, bir çalışma özetinden çok daha akılda kalır. Ama tek kişilik bir gözlemde karşılaştırma grubu yoktur; aynı dönemde değişen uyku, beslenme, mevsim, iş yükü ve beklentinin kendisi sonucun içine karışmıştır ve ayrıştırılamaz. Çok sayıda böyle anlatının bir araya gelmesi de bunu düzeltmez, yalnızca aynı hatayı çoğaltır.
Peki kanıtı zayıf olan bir bileşik ne yapılmalı? Cevabımız onu gizlemek değil. Kütüphanede her bileşiğin kademesi kaydının en üstünde yazılı ve satılıp satılmadığından bağımsız. Okuyan kişinin kendi kararını verebilmesi için gereken şey, bileşiğin listeden çıkarılması değil, hakkında ne bilindiğinin ve ne bilinmediğinin aynı yerde ve aynı netlikte yazılması.
Yaklaşım · İlgili Yazılar
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır ve tıbbi tavsiye yerine geçmez. Herhangi bir protokole başlamadan önce bir hekime danışın.